Aralık 15, 2011



çok genç yaşta, algılayamayacağım kadar genç yaşta bana bir öğüt verildi. tanıdığım en enterasan hatunlardan biri olan annanem tarafından. bildiğim tüm küfürlerle beni ilk tanıştıran, iyikide tanıştıran, kadın. ben kendimi bileli küfür ederim. çünkü ben öyle gördüm büyüklerimden..

küfür; dilin ifadelere yetişemediği noktada tüm damarlarının haykırması , -daha iyi  ifade edemezdim- hissi, pis, zeki, ayıp, yasak, komik. hakaret olup olmayacağı küfürbazın zekasına ve kurnazlığına kalmış. yani küfürün bazı yapar seçimi. ben bir küfürbazım.

çok dağıttım,gelelim aldığım öğüde. şimdi bir öğüt aldım hayatım değişti, aydım, erdim gibi bir devam yok..yok zaten her öğüt gibi bu da ancak ve ancak kendi zamanı gelince anlaşılacak bir cins. tam ergenliğimin ilk zamanları daha ne idüğüm belli bile değilken, bir gün kulağıma eğilip-  "artık büyüdün. benden sana bir öğüt, bunu da annanem dediydi dersin, hiç unutmazsın;  Her *ikim hıyar diyene tuzu alıp koşma." dedi kadın bana.

aradan *iki çıkarırsak, ki  öğütte sadece bir semboldür, genelde de pek  başka birşey değil aslında ya neyse, bunca yıllık kadınım, ihanete gerek yok şimdi, aradan *iki çıkarırsak  bu bir hıyar ve tuz ilişkisi. her türlü ilişkinin damdan dama bağlantıları ve genelde damdan düşen düşerken de kopan bağlantıları.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder