Ağustos 13, 2012
yapalım yapalım her yere yapalım, yıkalım yok edelim, dikelim.. her tekrarda daha çirkin yapalım, daha büyük ve daha yüksek yapalım.
huzur içinde yatalım.
çok para kazanalım,
kazandıklarımızı yandaşlarımıza dağıtalım, onlarda bize geri versinler, daha çok paramız olsun böylece ama hep bizim olsun,
kendimizden başka hiçbir şeyi düşünmeyelim. ne gerek var ki? bize ne dağdan taştan, ağaçtan kuştan böcekten. her yerde var zaten..
suymuş, peh! akıp duruyor, dönüp bakmazlar, biz enerji üretelim deyince kıymete biner!
bırakalım böyle romantik söylemleri. çok da yorucu böyle empatik vicdanlı falan yaşamak.
bak para bu! ellerinde hissedebilirsin! gerçek!! güç!!
para yoluna her şey mübah
önümüze gelene bir tekme!
cebimize gelene amenna
dağ bizim, taş bizim, su bizim, toprak bizim!
ne güzel bir hayat bu!
Ocak 27, 2012
zar
zor
kaç örtü altına girersek yalın olabiliriz? aslında yalın olmak için örtülerimizden kurtulacaktık da hani herşey netleşecekti? örtü altına girdikçe kendimizi daha çok açabilecek cesareti buluyoruz. Kapandıkça açılıyor. Kapandıkça değişiyor, evrilip kutunun kapaklarını içten zorlayacak güce dönüşüyor. Tüm çaba sırf dışarıda ne olduğunu görebilmek için. beklentisiz. aydınlık uğruna, cebindeki küçük bebeği okşayarak, her fısıltıyı dinleyerek ve kulak vererek, sadece bir fısıltının seni karanlıktaki tek aydınık noktaya götüreceğine etrafındaki zifir kadar kör körüne inanmak... tekamül ve kabul.. bir kat altına inmeden bir kat üstüne çıkamayız.
bakarken görünenler yansıma, yansımadan yanılsamaya kayarken algı, gerçeğin peşini bıraktırtmayacak olan; o ses.
senden bana, benden sana, ondan bana, benden evrene derken, benden bana kalıyor tek, tüm sadeleştirmelerin sonucu.
benim bana verdiklerim, benim benden aldıklarım. bende gördüklerim, göremediklerim, yeni keşiflerim, sandık içlerim, sandık içlerimin içlerindeki küçük kutularım, kapılarım, koşulsuz müebbete hapsettiklerim..
şu muvakkat dünyada hiç müebbet hapis olur mu?
beni gören var mı?
bir gece güvercin olarak geldi. Ağlayarak boynuna sarıldığımda sordum, "herşey böyle kötü mü olmak zorundaydı?" , "kötü olan birşey yokki " dedi.. ve hatta hafif gülümsüyordu yanlış hatırlamıyorsam..
bakarken görünenler yansıma, yansımadan yanılsamaya kayarken algı, gerçeğin peşini bıraktırtmayacak olan; o ses.
senden bana, benden sana, ondan bana, benden evrene derken, benden bana kalıyor tek, tüm sadeleştirmelerin sonucu.
benim bana verdiklerim, benim benden aldıklarım. bende gördüklerim, göremediklerim, yeni keşiflerim, sandık içlerim, sandık içlerimin içlerindeki küçük kutularım, kapılarım, koşulsuz müebbete hapsettiklerim..
şu muvakkat dünyada hiç müebbet hapis olur mu?
beni gören var mı?
bir gece güvercin olarak geldi. Ağlayarak boynuna sarıldığımda sordum, "herşey böyle kötü mü olmak zorundaydı?" , "kötü olan birşey yokki " dedi.. ve hatta hafif gülümsüyordu yanlış hatırlamıyorsam..
Ocak 05, 2012
nedir bu ? kutunuzu açalım isterseniz? ne çıkarsa bahtınıza.. aaaa taciz çıktı ..
Bugün su günü imiş, "Bugün kaderinizde olumlu bir değişiklik olmasını dileyin ve kötü birikimlerden kurtulun." diyor. diliyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


