Kasım 21, 2013



karanlığın rengi var mıdır
tek renk midir
her karanlığın rengi ayrı mıdır
karanlık yutar mı kusar mı
ışıkla sevdalı mıdır ezelden
öyle ya sevdalılar birbirini birbirinden yaratır. yer, yutar, kusar
ederleri olmaz ayrı
karanlıklar değerlidir
renkleri sesleri nefesleri vardır
karanlıklardan geçilmez
karanlık olunur
karanlıksan ışık da yaıbaşındadır
hemen ensende
okşar seni ışık karanlık belini sararken
senin varlığında sevişirler

Ağustos 13, 2012


yapalım yapalım her yere yapalım,  yıkalım yok edelim, dikelim.. her tekrarda daha çirkin yapalım, daha büyük ve daha yüksek yapalım.
huzur içinde yatalım.
çok para kazanalım,
kazandıklarımızı yandaşlarımıza dağıtalım, onlarda bize geri versinler, daha çok paramız olsun böylece ama hep bizim olsun,
kendimizden başka hiçbir şeyi düşünmeyelim. ne gerek var ki? bize ne dağdan taştan, ağaçtan kuştan böcekten. her yerde var zaten..
suymuş, peh! akıp duruyor, dönüp bakmazlar, biz enerji üretelim deyince kıymete biner!
bırakalım böyle romantik söylemleri. çok da yorucu  böyle empatik vicdanlı falan yaşamak.
bak para bu! ellerinde hissedebilirsin! gerçek!! güç!!
para yoluna her şey mübah
önümüze gelene bir tekme!
cebimize gelene amenna
dağ bizim, taş bizim, su bizim, toprak bizim!
ne güzel bir hayat bu!




Ocak 27, 2012

zar

                                                                                                                                zor



kaç örtü altına girersek yalın olabiliriz? aslında yalın olmak için örtülerimizden kurtulacaktık da hani herşey netleşecekti? örtü altına girdikçe kendimizi daha çok açabilecek cesareti buluyoruz. Kapandıkça açılıyor. Kapandıkça değişiyor, evrilip kutunun kapaklarını içten zorlayacak güce dönüşüyor. Tüm çaba sırf dışarıda ne olduğunu görebilmek için. beklentisiz. aydınlık uğruna, cebindeki küçük bebeği okşayarak, her fısıltıyı dinleyerek ve kulak vererek, sadece bir fısıltının seni karanlıktaki tek aydınık noktaya götüreceğine etrafındaki zifir kadar kör körüne inanmak... tekamül ve kabul.. bir kat altına inmeden bir kat üstüne çıkamayız.
bakarken görünenler yansıma, yansımadan yanılsamaya kayarken algı, gerçeğin peşini bıraktırtmayacak olan; o ses.
senden bana, benden sana, ondan bana, benden evrene derken, benden bana kalıyor tek, tüm sadeleştirmelerin sonucu.
benim bana verdiklerim, benim benden aldıklarım. bende gördüklerim, göremediklerim, yeni keşiflerim, sandık içlerim, sandık içlerimin içlerindeki küçük kutularım, kapılarım, koşulsuz müebbete hapsettiklerim..
şu muvakkat dünyada hiç müebbet hapis olur mu?

beni gören var mı?
bir gece güvercin olarak geldi. Ağlayarak boynuna sarıldığımda sordum, "herşey böyle kötü mü olmak zorundaydı?" , "kötü olan birşey yokki " dedi.. ve hatta hafif gülümsüyordu yanlış hatırlamıyorsam..

Ocak 05, 2012


                           nedir bu ?   kutunuzu açalım isterseniz?  ne çıkarsa bahtınıza..  aaaa taciz çıktı  ..
                            
Bugün su günü imiş, "Bugün kaderinizde olumlu bir değişiklik olmasını dileyin ve kötü birikimlerden kurtulun." diyor.   diliyorum.

Aralık 21, 2011

kaostanbul

aşk nerede başlar? nerede biter? neyle beslenir? kimya mıdır? hülya mıdır? çarpışmak mı gerekir? karışmak mı?anlaşmak mı? ayrışmak mı? bakışmak mı? kakışmak mı?
geri dönüşümlü müdür? kullan at mı? menfaat pazarı mıdır? canşenliği midir? üremek güdüsü müdür? ego mudur? kıskanmazsan olmaz mıdır?
 ben merkez midir? O merkez midir?
nasıl yeterince aşık olunur? parametresi, karımetresi, sexölçeri, gelgeçeri var mıdır?
 load, upload, download edilebilir mi? ve de  masaüstünden, yatakiçinden, son aramalardan,  çöp kutusundan silinebilir mi ? her aşk ardından yer mi açar yoksa çöpyığınlarında martılara yem mi olur? tüm bunlar bizim kontrolümüzde midir?
gelen vurur giden gider, kalan sağlar bizim midir?
 başkasının çöpü birimizin hazinesi midir? kaybeden var mıdır? yoksa kayıplar yaratılır mı?

hücrelerimizi değiştirebiliriz ama bir başkasını asla mıdır?
dert midir aşk, derman mı?
yoksa eksik, varsa tam mıyız? yoksa rahat, varsa hayvan mıyız? 
 gelişini anlar mıyız? gidişine kanar mıyız?
 helalleşir miyiz yoksa itin #ötüne mi sokarız?
kendi içimizde mutlu muyuz? yok illa da içimizde mi isteriz?
aşk mastürbasyon yapar mı?

 dertler ders midir? kitabı nerededir?
her deneyimden öğrenir miyiz? öğrenmezsek sınıfta mı kalırız ? evde mi kalırız?
bir tane yeter mi? aşk gurmesi olabilir miyiz? tabaklar yan yana, yemekler ayrı, diller aynı olabilir mi?

ne kadar kalabalıksa o kadar çok aşk mı vardır? elimizi sallasak ellisi, berisiyle  #iki mi tutarız?  

yoksa aşk zaten yazılı mıdır? kendi gerçekliğimizi yaratırken aldığımız derslere sertifika verirler mi? o sertifikaları çerçeveletip karmamızın duvarına asarmıyız? duvarımızı "like" ederler mi? 
 acılar pazarlık kabul eder mi? her güne gülerek uyanırsak tüm evren de bize güler mi?
yoksa bir tek "O" gülmezse başka hiçbirşeyi gözümüz görmez mi ?
 aşkından kör olmak iyi midir? o zaman değer mi vermiş oluruz?
yoksa kendimize değer vermeden başkasına  hiç bir bok veremez miyiz?
değersiz olduğumuzu kim söyler bize?
aşk değer katar mı? bu katma değerin vergisi sonradan  fazlasıyla çıkar mı? 
çıkan vergi  erdem, içgörü, hoşgörü, inayet falan olarak geri mi döner bize?
dönerken yolda başkasına aşık olur mu?
olur ve unutur mu?

bir aşk dünyamızı yıkarken başka bir yerde yeni bir dünya yaratır, yaratığı orta dünyanın canavarlarını
 üzerimize salar,  biz de Gandalfsıların korumasından uzak yem mi oluruz?

 yem olmadan kaçmak mümkün mü?

  yoksa biz de kendi canavarlarımızı mı yaratmalıyız?
bu böylece sürüp giderken kendi yarattığımız canavarlar ve O'nun, bunun şunun yarattıkları
arasında kalmaz mıyız?

              bizi bizden başka kurtaracak yok ise en başta o canavarları yaratmamanın yolu yok mudur?

yoksa aşk hep böyle seviş- kaç- savaş, daldır- kaldır- yardır mıdır?

 aşk nerede başlar, nerede biter?
  BURADAveŞİMDİ..
HEREandNOW




Aralık 15, 2011



çok genç yaşta, algılayamayacağım kadar genç yaşta bana bir öğüt verildi. tanıdığım en enterasan hatunlardan biri olan annanem tarafından. bildiğim tüm küfürlerle beni ilk tanıştıran, iyikide tanıştıran, kadın. ben kendimi bileli küfür ederim. çünkü ben öyle gördüm büyüklerimden..

küfür; dilin ifadelere yetişemediği noktada tüm damarlarının haykırması , -daha iyi  ifade edemezdim- hissi, pis, zeki, ayıp, yasak, komik. hakaret olup olmayacağı küfürbazın zekasına ve kurnazlığına kalmış. yani küfürün bazı yapar seçimi. ben bir küfürbazım.

çok dağıttım,gelelim aldığım öğüde. şimdi bir öğüt aldım hayatım değişti, aydım, erdim gibi bir devam yok..yok zaten her öğüt gibi bu da ancak ve ancak kendi zamanı gelince anlaşılacak bir cins. tam ergenliğimin ilk zamanları daha ne idüğüm belli bile değilken, bir gün kulağıma eğilip-  "artık büyüdün. benden sana bir öğüt, bunu da annanem dediydi dersin, hiç unutmazsın;  Her *ikim hıyar diyene tuzu alıp koşma." dedi kadın bana.

aradan *iki çıkarırsak, ki  öğütte sadece bir semboldür, genelde de pek  başka birşey değil aslında ya neyse, bunca yıllık kadınım, ihanete gerek yok şimdi, aradan *iki çıkarırsak  bu bir hıyar ve tuz ilişkisi. her türlü ilişkinin damdan dama bağlantıları ve genelde damdan düşen düşerken de kopan bağlantıları.