zar

kaç örtü altına girersek yalın olabiliriz? aslında yalın olmak için  örtülerimizden kurtulacaktık da hani herşey netleşecekti? örtü altına girdikçe kendimizi daha çok açabilecek cesareti buluyoruz. Kapandıkça açılıyor. Kapandıkça değişiyor, evrilip kutunun kapaklarını içten zorlayacak güce dönüşüyor. Tüm çaba sırf dışarıda ne olduğunu görebilmek için. beklentisiz.  aydınlık uğruna, cebindeki küçük bebeği okşayarak, her fısıltıyı dinleyerek ve kulak vererek, sadece bir fısıltının seni karanlıktaki tek aydınık noktaya götüreceğine etrafındaki zifir kadar kör körüne inanmak... tekamül ve kabul..   bir kat altına inmeden  bir kat üstüne çıkamayız.
bakarken görünenler yansıma, yansımadan yanılsamaya  kayarken algı, gerçeğin peşini bıraktırtmayacak olan; o ses.
senden bana, benden sana, ondan bana, benden evrene derken, benden bana kalıyor tek, tüm sadeleştirmelerin sonucu.
benim bana verdiklerim, benim benden aldıklarım. bende gördüklerim, göremediklerim, yeni keşiflerim, sandık içlerim, sandık içlerimin içlerindeki küçük kutularım, kapılarım, koşulsuz müebbete hapsettiklerim..
şu muvakkat dünyada hiç müebbet hapis olur mu?

beni gören var mı?
bir gece  güvercin oldu geldi. Ağlayarak boynuna sarıldığımda sordum, "herşey böyle kötü mü olmak zorundaydı?" , "kötü olan birşey yokki " dedi.. ve hatta hafif gülümsüyordu yanlış hatırlamıyorsam..